• En Düşük 24°C, En Yüksek 33°C, Parçalı Bulutlu / Adana
  • Pazar, 09 Eylül 2020

Ses Sanatçıları Kategorisi

Müslüm Gürses

Çay bahçelerinden sahnelere uzanan yolculuğunda bizi de yanına katan Müslüm Babamız, canımız, Müslüm Gürses’in hayat hikayesidir.

Değişimin ta kendisi olurken bile kendine özgü tavırlarından ödün vermeyen, hayat teknesinde acılarını büyük özenle yoğuran adam, Müslüm Gürses.

Ne olursa olsun kabul etmek gerek ki, evet o birçok acı yaşadı. Ailesi yönünden şansının olmadığı bir hayatı vardı. Eğitimi de olamadı. Ama Allah’ın ona verdiği yeteneklerini kullanmayı bildi ve kendi kaderini yine kendisi yazdı.

Adana’nın çay bahçelerinde başlayan sanat yolculuğunu mutlu bir evlilikle taçlandırarak genişletti. Karısının desteğiyle hep mutlu ve başarılı oldu. Çocukluk yıllarını yakalayamayız belki insanların. Ama belki de canı yanan insan onu mutlu edecek kişiyle tanıştığı gün doğar. Sonuçta önemli olan, aslında şu dünyada kaç mutlu gün geçirdiğimiz ve minnetimizi kimlere göstereceğimiz…

Çocukluğu

Müslüm, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi, Fıstıközü köyünde kerpiçten yapılma bir evde Emine Hanım ve Mehmet Bey’i oğlu olarak dünyaya geldiğinde babasının ona bıraktığı soyadı, Akbaş’tı; ancak o sanat hayatına başlarken Gürses soyadını kullanacaktı. Kendisinden  sonra Ahmet ve Zeyno adında iki kardeşi daha oldu. Babası evin geçimini rençperlik yaparak sağlıyordu.

Babası Mehmet Bey, bağlama çalar ve türkü söylerdi. Müzik kulağı ona babasından geçmişti. Müslüm 3 yaşına gelmişti ki, ailesi yoksulluk sebebiyle Adana’ya taşındı.

Adana’da onu şimdikinden de pek farklı bir hayat beklemiyordu aslında, ama kaderi de orada yazılacaktı. Adana’nın sıcak ikliminde bağrı yanık türküler söyleyecek ve bir gün hepimizin Müslüm Babası olacaktı.

Adana’da bir çocuk

Adana’ya geldiklerinde henüz bebek denilecek yaştaydı Müslüm. Sonra okul çağı geldi ve ilkokulu bitirdi. İşte “Eğitim hayatı” başlığı atamayışımın sebebi. Çünkü hepsi bu kadardı, sonrası yok.

Hatta onun çok zaman sonra bir röportajında söyleyeceği gibi, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevi’ne gidiyordu, ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum”

Onun hayatını özetleme şekli işte bu kardı. Aslında hayatı da işte bu kadardı. Yoksulluğun tanımıydı. Okula gidemedi. Terzi çıraklığı, kunduracılık derken çalıştı durdu. Bir yandan da bir çay bahçesinde şarkılar söylüyordu. Yıl, 1965’ti.

1967’de Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen şarkı yarışması düzenliyordu. Müslüm de başvurusunu yaptı. Ancak babası bu yarışmaya katılmasını istemiyordu. Müslüm’ün ise vazgeçmeye niyeti yoktu. Bir destek göremeyeceğini anlamıştı; bitpazarından elbisesini aldı. Babası ise önüne engeller koymaya devam ediyordu. Yarışmadan önceki gece uyurken Müslüm’ün saçlarını kesti. Ama Müslüm yine de o gün yarışma için sahnedeydi ve birinci oldu; 14 yaşındaydı. Sesiyle tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Belki de asıl dikkat çeken sesindeki acıydı. Çünkü o zamanlarda da ülke olarak besin kaynağımız, katıksız acıydı…

Müslüm bir süre bu çay bahçesinde sahneye çıktı. Bir yandan da terzilik yapmaya devam ediyordu. Bir gün bir gazinonun assolisti Sadık Altınmeşe’nin hastalanması sebebiyle arkadaşı Mehmet’in vasıtasıyla onun yerine sahneye çıktı. Gösterdiği performansla seyircisini ayrı gazinonun sahibini ayrı etkilemişti. O gün geçici diye eline aldığı mikrofonu bir daha hiç bırakmayacaktı. Bu gazinoda şarkılar söylemeye devam etti ve dönen talihini şarkılar söyleyerek izledi.

Yaşar Kemal Önceki Biyografi

Yaşar Kemal Kimdir?

Oya Aydoğan Sonraki Biyografi

Oya Aydoğan Kimdir?